GÜNCEL

Tasarımlarım

Saç Modelleri

Çocuk Gelinlikleri

19 Ocak 2010 Salı

Çin Takvimi



üm Liste
Yaşınıza ve doğum yapacağınız aya denk gelen kareye baktığınızda çocuğunuzun kız mı yoksa erkek mi olacağını öğrenin!

Önce yaşınıza bakın (üstten aşağı ilk sutun) sonrada doğum yapacağınız aya bakın ikisinin kesiştiği yerde yazan harf K ise kızınız E ise oğlunuz olacak demektir.

Yaş Ock Şub Mrt Nis May Haz Tem Ağu Eyl Ekm Kas Ara
18 K E K E E E E E E E E E
19 E K E K K E E K E E K K
20 K E K E E E E E E K E E
21 E K K K K K K K K K K K
22 K E E K E K K E K K K K
23 E E E K E E K K K E E K
24 E K K E E K E K E E K E
25 K E K E K E K E K E E E
26 E E E E E K E K K E K K
27 K K E E K E K K E K E E
28 E E E K K E K E K K E K
29 K E K K E K K E K E K K
30 E E K K K E E E E E E E
31 E E E E K K E K E K K K
32 E K K E K E E K E E K E
33 K E E K K E K E K E E K
34 E E K K E K E E K E K K
35 E K E K E K E K E E K E
36 E K E E E K E E K K K K
37 K K E K K K E K K E E E
38 E E K K E K K E K K E K
39 K K E K K K E K E E K E
40 E E E K E K E K E K K E
41 K K E K E E K K E K E K
42 E K K E E E E E K E K E
43 K E K K E E E K K K E E
44 E K K K E K E E K E K E
45 K E K E K K E K E K E K

11 Ocak 2010 Pazartesi

Japon yılında kimono defilesi



Perşembe günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda gerçekleşti. Etkinlikte geleneksel Japon giysisi 'kimono' defilesi yapıldı, dans ve müzik gösterileri sunuldu.

Japonların geleneksel enstrümanları üç telli saz 'şamisen' ve bambu flüt 'şakuhaçi' eşliğinde gerçekleşen defilede, kimonolar göz kamaştırdı.

Japonya ve Türkiye dostluğunun 120. yıldönümü dolayısıyla düzenlenen etkinliklerden biri de geçtiğimiz perşembe günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda gerçekleşti. Etkinlikte geleneksel Japon giysisi 'Kimono' defilesi yapıldı, dans ve müzik gösterileri sunuldu. Japonların geleneksel enstrümanları üç telli saz 'şamisen' ve bambu flüt 'şakuhaçi' eşliğinde gerçekleşen defilede, kimonolar göz kamaştırdı. Tasarımcı Eiko Kobayashi, 'Asya Rüzgarı 21 Kimono Gösterisi'ndeki giysilerin renkleri, desenleri ve kesimleri ile Japonya'nın çeşitli imparatorluk dönemlerine de ışık tuttu.

Kimonolar ile kadınların yaşlarını, medeni halini anlayabilmek de mümkün. Mesela kol uzunluğu 99 -107 cm arasında ve baştan aşağı desenlerle kaplı kimonoları, bekârlar giyermiş. Belden aşağısında desen bulunanları giyenler ise evli kadınlarmış. Ayrıca kimonoların günlük ve resmi ortamlar için de farklı çeşitleri hazırlanıyor. Resmi olanların işlemesi çok oluyor. Tabii bütün kimonolarda, kalın bir bel bağı bulunuyor. 'Bir Geyşanın Anıları' filminde hayranlıkla izlediğimiz kimonoların, bütün çeşitlerini de bu moda gösterisi ile görmüş olduk.

Japonların defilesi alışık olduğumuz defilelerden çok farklıydı. Çünkü kimonoların kesimleri 'T' şeklinde ve etek uçlarına doğru olabildiğince daralıyor. Bu da sahnede oldukça küçük ve ağır adımların atılmasına neden oluyor. Bu yürüyüş ise Japonlara ayrı bir zerâfet kazandırıyor.

Gösteri Japon erkekler de, samuray gösterisi ve dans şovu sergiledi. Bunun yanında şamisen ile müzik şöleni yaşatıldı. Şakuhaçi eşliğinde şarkılar söylendi. Japon kültürünün keşfedilmesini sağlamaya çalışan tasarımcı Kobayashi, bu etkinlikle birçok ülke ile Japonya arasında dostluk köprüsü kurmayı amaçlıyor. ZAMAN

ESRA KESKİN
10 Ocak 2010, Pazar

3 Ocak 2010 Pazar

Kuru saçlar için evde uygulayabileceğiniz 10 yöntem



Donuk olan kuru saçların görünümü yıkandıktan sonra bile değişmez. Bunun yanında kuru saçlarda da kepek görülür.

Peki bu durumdan nasıl kurtulabilirsiniz? Howstuffworks isimli sitede yer alan haberde, evde kendinizin uygulayabileceği ve hazırlayabileceği yöntemlere bir gözatmalısınız. İşte bazıları:

1- Şampuanınıza dikkat edin: Saçınızı çok sık şampuanlamak, kuru saçın en yaygın nedenlerinden biridir. Şampuanlar saçınızı nemli tutan doğal yağları soyan sert temizleme ajanları içeriyor. Kuru saçlar için ideal olan şampuanların pH değerinin 4,5 ile 6,7 arasında olması gerekiyor.

2- Saçınıza nazik davranın: Kuru saç en narin saç tipidir. Bu nedenle saçınıza özen göstermelisiniz. Köpürtürken nazik davranın. Saçınızı hiçbir şekilde ani ve hızlıca çekmeyin. Tırnaklarınızla ovalamayın, bu şekilde yaparsanız saçınızı değil saç derinizi de tahriş edersiniz. Saçınızı parmak uçlarınızla ovalayarak köpürtün, yine parmak uçlarınızla saç derinizi ovalamak yağ bezlerini faaliyete geçirecektir.

3- Saç bakım kremi kullanın: Kuru saçların neme ihtiyacı var. Alkol içermeyen nemlendiricileri tercih edin. Çünkü alkol saçı daha fazla kurutur.

4- Sıcak bakım yağı kullanın: Saç bakım profesyonelleri, kuru ve yıpranmış saçları onarmak için sıcak yağ tedavisini öneriyor.

5- Daha az fırçalayın: Çok fazla fırçalamak saçlarınızın kırılmasına ve dökülmesine neden olur. Kuru ve kolay kırılan saçlar ise aşırı fırçalamaya karşı daha fazla savunmasızdır. Her zaman saçlarınızı nazikçe fırçalayın ve bu işlemi asla saçınız yaşken yapmayın. Saçınız yaşsa, fırça yerine tarak kullanın. Kullandığınız saç fırçasının tipi de çok önemli. Delikli saç fırçası iyi bir seçimdir.

6- Sıcaktan uzak durun: Kuru saçlı olanlar saç maşası ve fön makinesi kullanıp kullanamayacaklarını her zaman merak ederler. Saç kıvırma aletleri kuru saçlar için en kötü olanıdır. Yapay bir kurutma kullanmak zorundaysanız, en düşük ısıdaki fön makinesini tercih edin.

7- Saç tedavilerinizin zamanını iyi ayarlayın: Saçınıza permayı salı günü yaptırdıysanız, boyasını perşembe günü yaptırın ve saç kıvırma aletini ise cumartesi günü kullanın.

8- Sirkeyi deneyin: Kuru saçlarınızı sirkeyle canlandırmanın birkaç yolu var. Sirke iyi bir nemlendiricidir ve temizliği ve parlaklığı artırır. Saçlarınızı duruladığınız suya sadece 1 yemek kaşığı sirke ekleyin. Banyonuzda bunun için küçük bir pet şişede sirke bulundurun, yolculuğa çıktığınızda yanınızdan ayırmayın. Ayrıca sirkeyi kepeklerinizin kaybolması için de kullanabilirsiniz. Saçınızı şampuanlamadan önce haftada birkaç kez sirkeyle masaj yapın.

9- Parlaklık için yumurta kullanın: Saçınızı temizlemek ve süper bir parlaklık vermek için ılık suyun içine yumurta kırın ve saçınıza sürerek köpürtün. Ilık suyla iyice durulayın. Fazla yıpranmış saçlara parlaklık kazandırmak için ise bu tedaviyi uygulayın: 3 yumurtayı, 2 yemek kaşığı zeytinyağını ve 1 çay kaşığı sirkeyi karıştırın. Bunu uzun saçlarınıza uygulayın ve plastik bir boneyle kapatın ve 30 dakika bu şekilde bekleyin. Sonra her zamanki gibi şampuanlayın.

10- Mutfak dolabınıza bir gözatın: Ceviz ve fındık gibi kabuklu yemişler ve çekirdeklerin saçınıza faydası vardır. Bu gıdalarda bulunan gerekli yağ asitleri saçınıza parlaklık olarak döner. İyice olgunlaşmış bir muzla avokadoyu birlikte ezin, saçınıza yayın ve 1 saat kadar bekleyin. Sonra ılık suyla durulayın. ZAMAN

Model değiştiren hırkalar



Moda dünyasında 2009'a çok fonksiyonel kıyafetler damgasını vurdu. Çünkü ekonomik kriz sebebiyle tasarımcılar, farklı ortamlarda, farklı şekillerde, daha uzun süre kullanabilecek parçalara ağırlık verdi.

En az 3 ayrı şekilde kullanılan çantalar, ayakkabıdan çizmeye dönüşen tasarımlar, kıyafetinize göre farklı boylarda katlanan çizmeler, hırkadan yeleğe dönüşen fermuarlı üstler bunların sadece birkaçı. Kıyafet ve aksesuarların şekilden şekle girmesi tüketicileri o kadar memnun etti ki sevilen ve uzun süre göreceğimiz bir trend haline geldi. Bu trendlerden kış için en çok beğendiğimiz ve kullanışlı bulduğumuz ise Amerika'da Cardi Wrap adı verilen bağlamalı hırkalar. Kaşmir, ipek, yün karışımı olan wrap'ler aynı zamanda hem dökümlü hem de vücudu sarıyor. Şalla hırka arası bir tasarım olan bu üstler 5 ayrı şekilde giyilebiliyor.

Salaş

Sadece üstünüze alıp iki tarafı aşağıya sarkacak şekilde giyilebilirsiniz. Eğer sadelikten hoşlanıyorsanız şık bir çanta ve çizmeyle tamamlayabilirsiniz. Ama biraz daha hareket vermek isterseniz kemer, çiçek, broş ya da uyumlu bir başörtüsüyle tamamlayabilirsiniz.

Asimetrik şal

Hırkanın aşağıya sarkan sağ ya da sol taraflarını zıt omzunuzun üstüne atmanız gerekiyor. Biraz şalımsı bir hava veren bu tarz oldukça modern ve havalı. Şık bir kemerle kombine ederseniz, dinamikliğinize diyecek yok.

Çapraz şal

Bu kez hırkanın salınan iki tarafını da omuzlarınızdan çapraz yaparak arkaya atıyorsunuz. Hareket ederken düşmemesi için isterseniz ufak taşlı bir iğneyle süsleyip daha kullanışlı hale getirebilirsiniz.

Düğüm

Aşağıya sarkan iki parçayı alıp önden kocaman bir düğüm yapabilirsiniz. Sezonun kocaman fiyonklu gömlek ve hırkalarını andıran bu tarz özellikle eteklerle güzel duruyor. Bu şekil genç kızların favorisi.

Sarmaşık

Bu model adı gibi biraz karışık ama özgün. İlk önce asimetrik şal tarzında başlıyorsunuz (üstünüze giydikten sonra bir tarafını alıp zıt omuza atıyorsunuz). Sonra aşağıya sarkan tarafı belinizi saracak şekilde arkaya doğru getiriyorsunuz. Tutturmak için büyük tokalı bir kemer ya da uyumlu bir iğne, broşla sabitleştiriyorsunuz.

Renk seçimi

Cardi wrap'ler rengarenk. Sarı, pembe, mavi, mor, yeşil, gri, siyah, renklerin her tonunu görmek mümkün. Renkli hayattan hoşlanan hanımlar pembeyi seçebilir. Özellikle genç kızlar bu kışı canlı canlı geçirebilir.

Eğer bu yıl kışın popüler rengi olan maviyi kullanmak isterseniz modern ve ciddi giyinmek isteyen hanımlar için ideal olacaktır. Siyah, gri, lacivert pantolon ve eteklerinizle tamamlayabilirsiniz. Ben siyahtan vazgeçemem diyen olgun hanımlar için siyah her şeyle kombine edilebilen bir renk. İsterseniz baştan aşağıya siyah giyinip başörtünüz, çiçek broşunuz, ayakkabınız, kolyeniz ya da çantanızla renk katabilirsiniz bu kıyafetinize.

Cardi wrap'lerin en güzel tarafı desensiz ve düz renklerden oluşmaları. Spor bir günde uzun kollu tişörtünüz ya da balıkçı-yakanız ve kot pantolonunuzla tamamlayabilirsiniz. Daha resmi ortamlar için etek, pantolon ya da pantolon etekle bile bütünleştirebilirsiniz.

Eğer kıyafetinizi uyumlu düz renk kombinasyonlarıyla ya da zıt renk kombinasyonlarıyla birleştirirseniz dikkatler cardi wrap'in üstünde olacaktır. elif@kavakcicouture.com ZAMAN

Resim sanatı tefekkürümüzü artırdı



Şeyma Yalçıntaş, Muazzez Bayat,
Mine Vardan, Aysun Özkan
Mine Vardan, Muazzez Bayat, Aysun Özkan ve Şeyma Yalçıntaş... Yolları resme çıkan dört insanın hikâyesi.

Olur ki herkes kendine 'nakış işleyen ellerin fırçayı da güzel tutabileceği ya da sanat ateşinin ölmeyeceği veya gül tutan elde gül kokusunun kalacağı' gibi bir hisse çıkarır diye, gittik hanımlarla görüştük. Kadıköy İskelesi'nin üst katında, ama denizin bunca içinde olmaktan keyiflenerek resim üzerine konuştuk.

Köprüler, meyve sepetleri, vazolarda renk renk çiçekler, ağaçlı yollar, ot taşıyan arabalar, akarsular, eski zaman evleri ve İstanbul; camileri, Boğaz kıyıları, çeşmeleri ve sandallarıyla güzelim İstanbul, denizin neredeyse içinde, martı çığlıklarının ve vapur sirenlerinin arasında sergileniyor bu kez. Resimler, dört hanıma ait: Mine Vardan, Muazzez Bayat, Aysun Özkan ve Şeyma Yalçıntaş. Yolların resme çıktığı dört ayrı hikâye... Olur ki herkes bir hisse çıkarır diye, ne bileyim, nakış işleyen ellerin fırçayı da güzel tutabileceği gibi bir hisse mesela ya da sanat ateşinin küllense bile ölmeyeceği veya gül tutan elde gül kokusunun kalacağı gibi bir hisse çıkarır diye kendi payına, gittik hanımlarla görüştük. Kadıköy İskelesi'nin denize açılan üst katında, vapurlar iskeleye çarptıkça ürkerek; ama denizin bunca içinde olmaktan keyiflenerek resim üzerine konuştuk. Şimdi gri bir İstanbul kışından uzak olanlar, bu yazıyı okurken resimlerdeki kırmızı tramvayı hayal etsin, memleket hasretiyle yanıp tutuşanlar da ot yüklü arabaları, gelincik tarlalarını düşünsün. Biz de o sırada güzel görüp güzel çizen bu hanımları tanıtalım. Resimle uğraşmadan önce de tanırlarmış birbirlerini, önce biri, sonra diğeri derken, dördü de İranlı ressam Cevat Süleymanpur'un atölyesinde bulmuş kendini, daha doğrusu dördü de resim yapınca kendini bulmuş.

Mine Vardan; resmi her zaman seviyormuş; ama nedense bir gün çizebileceği hiç aklına gelmemiş. Çocukluğundan küçük bir hatıra; bir portre çizmeye çalışıyor, öğretmeni diyor ki; "Öyle çizilmez, böyle çizilir." Sonra bir zaman öğretmenin gösterdiği o portreyi taklit edip duruyor; ama evlilik, çoluk çocuk bir sünger çekip siliyor o portreyi. Ne zamana kadar? Çocuklar tahsillerini tamamlayıp (O çocuklardan biri MÜSİAD Başkanı Ömer Vardan) yuvadan uçana kadar. "Anneler kendi arzularını hep en sona saklar." diyen Mine Hanım elli yaşında, eline daha önce fırça bile almamışken bir resim atölyesine kaydoluyor. Yalnız, bir meseleye açıklık getirelim, kız enstitüsü mezunu, iyi nakış işleyen, kendi gelinliğini kendi dikmiş maharetli bir hanım var karşımızda. O zaman öyleymiş ne yaparsınız, genç kızlar resme değil de dikiş nakışa özendirilirmiş; ama ne demişler; "Su yatağını bulur." Mine Hanım da öyle yapmış, 'genç bir akademisyen, iyi bir ressam' dediği Tijen Şikar'dan önce karakalem sonra yağlı boya dersleri almış. Şimdi atölyeye gitmediği günlerde, evde öğleden sonraları bir köşeye çekiliyor ve resme öyle bir dalıyor ki ne ağrı kalıyor vücudunda ne sızı.

Muazzez Bayat; kızının teşvikiyle resme başlamış; ama o da ilkokuldan beri ilgiliymiş bu sanatla. Kara tahtaya Fatih'in at üzerinde İstanbul'a girişini resmettiğini hatırlıyor. Akşam Kız Sanat Okulu'na devam etmiş ve Mine Vardan gibi nakış dikiş öğrenmiş. Kalın bir perdenin arkasında saklanan resim yeteneği, o günlerde bozuk nakış desenlerini düzeltirken yardımına koşarmış, bir de çocukların resim ödevlerine yardım ederken; ama o kadar... Şimdi geceleri, el ayak çekildikten sonra bir oturuyor resmin başına, saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyor. Sergideki resimlerin de çoğunu satılmasın diye kendine ayırmış. Resimler, evin duvarlarındaki yerlerini almalı bir an önce, ev yeniden ısınmalı. Göz tansiyonu var Muazzez Hanım'ın, bir ev kazası geçirip hem kolunu hem dizini yaralamış üstelik, resimler o yüzden pek kıymetli; resimler de resim ama, çiçekler, evler, İstanbul sokakları, Mostar köprüsü... Gidip görmeli en iyisi...

Çiçeği burnunda Ressamlar

Aysun Özkan; Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu. Muazzez Bayat'ın zarif kızı. Aslında tezhip yapıyormuş; ama annesine eşlik etmek için resim kursuna başlayınca ve geçirdiği boyun fıtığı ameliyatı artık tezhip yapmasını imkânsız kılınca resme devam kararı almış. Bereket versin resmin kendisini sarıp sarmaladığını fark etmiş. O da annesi gibi geceleri çalışıyor; çünkü misafiri ve aktivitesi bol bir hayat yaşıyor. Günün muhasebesini yapmanın yollarından biri pekâlâ tuval başından geçebilir.

Şeyma Yalçıntaş; resim serüveninden önce hayat serüveninden söz etmek istiyor. Sizin de çocukluğunuz ve gençliğiniz Medine'de geçse anlatmak istemez misiniz? Medine öyle bir şehir ki, evde ayağınızı uzatacak yer bulamıyorsunuz, bir yanınız kıble, bir yanınız Uhud Dağı, nereye dönseniz minareler, mescitler... Sanatla tanışıklığı da Medine yıllarına dayanıyor, dedesi Ömer Kirazoğlu'ndan hatt-ı kufi meşk ediyor ve Arap hocalarının yüksek lisans tezlerini el yazısıyla temize çekiyor. 1994 yılında Nevzat Yalçıntaş'ın gelini olarak İstanbul'a yerleştiğinde de onu bir resim atölyesinde değil, Hasan Çelebi'nin hat derslerinde görüyoruz. Ne zaman ki ilk çocuğu dünyaya geliyor ve hocası hat çalışmalarına bakıp da "Burada, oğlun ağlamış, bu vav'ın sonunda karnın acıkmış, bu cim'i çekerken uykun gelmiş" demeye başlıyor hat sanatına veda ediyor. Ama sanat aşkı ölür mü? Yakın bir arkadaşının teşvikiyle gittiği resim atölyesinde elinin fırçaya yatkınlığı hemen belli oluyor. O günkü mutluluğunu bakın nasıl anlatıyor Şeyma Hanım; "Allah korusun, üzücü bir şey gelince insanın başına, ömrümden ömür gitti der ya, ben o gün ömrüme ömür eklendi dedim." Bir tür kendini bulma kendinden memnun olma hali... Serginin en çiçeği burnunda ressamı o, ilk altı ay çizdiği kara kalem desenleri bir kenara koyarsak bir buçuk yıldır pastel çalışıyor; ama resim öyle bir sanat ki, baktığı her yeri bir çerçevenin içinde görüyor epeydir, geçip gittiği yollarda kim bilir ne güzel tablolar görüyor?

"Allah güzeldir, güzeli sever." düsturuyla yola çıkıp, güzel gören ve güzel çizen bu dört hanımın resimlerini 31 Aralık'a kadar Kadıköy Rıhtım İskelesi'ndeki İDO Sanat Galerisi'nde görebilirsiniz. u.akagunduz@zaman.com.tr ZAMAN

 
Copyright © 2013 Tesettür Moda
Distributed By Free Premium Themes. Powered byBlogger