GÜNCEL

Tasarımlarım

Saç Modelleri

Çocuk Gelinlikleri

12 Aralık 2009 Cumartesi

Bebek Resimleri

Bebek resimleri 4







Bebek resimleri 3





Bebek resimleri 2





Bebek resimleri 1






8 Aralık 2009 Salı

AVM'ler, krizde tesettür markalarına vetoyu kaldırdı

AVM'ler, krizde tesettür markalarına vetoyu kaldırdı
Alışveriş merkezlerinde (AVM) görmeye alışık olmadığımız tesettür firmaları, yavaş yavaş buralarda yerini almaya başladı

Görmeye alışık değildik, çünkü AVM yönetimi bu firmalara veto uyguluyordu. Üstelik tesettür firmaları, kiralık mağazaların sahipleriyle anlaştığı halde! Nedeni ise, diğer ünlü birçok markanın, kendilerini tesettür firmalarıyla yan yana konumlandırmak istememesiydi. Başörtülü kadınlara yapılan 'köylü' muamelesi, alışveriş merkezlerine de maalesef böyle yansıyordu. Bunları biz değil, firma sahipleri söylüyor.
Adının açıklanmasını istemeyen bir firma, büyük alışveriş merkezlerini pazarlayan Alkaş Grup'tan randevu dahi alamadıklarını iddia ediyor. Başka bir firmanın basın ve halkla ilişkiler müdürü, Cevahir ve Kanyon'la yaptığı görüşmede tesettür firmalarının istenmediğine bizzat şahit olmuş. Bu nedenle Tekbir, Armine, Setrems, Cengiz Aktürk, Aker gibi markalar, cadde mağazacılığını tercih etmek zorunda kalıyordu. Ancak bazı AVM yönetimleri bu vetoyu kaldırmak zorunda kaldı. Bunun iki nedeni var. İlki elbette ekonomik kriz. İkincisi ise tesettürlü kadınlar için özel tasarım yapan firmaların artması ve piyasada güçlenmesi. Bu nedenle bazı AVM'ler tesettür firmalarına kapısını açtı.
Ancak veto tamamen kalkmış değil. Konuyu hem AVM yöneticilerine hem de firma sahiplerine sorduk. İstinye Park, Profilo, Olivium, Capitol, Atrium, Optimum, Capacity yöneticileri, böyle bir veto uygulamadıklarını, olaya ticari açıdan baktıklarını ve kendilerine talep gelmediğini söylüyor, tesettür firmaları ise tam tersini...
Gizli kota devam ediyor
Tesettür firmalarının önde gelen markalarından Armine'nin sahibi Mehmet Dursun, "Gizli kota hâlâ devam ediyor. Ama krizle birlikte AVM'ler bu tutumlarını biraz esnetmek durumunda kaldı. Olivium'da stant, Armonipark ve 212'de mağaza açtık. Bazı AVM'ler ise katı tutumlarından hâlâ vazgeçmiyor. İstanbul'da çok yakın bir zamanda açılan bir alışveriş merkezine başvuruda bulunduk. Boş mağazaları olmasına rağmen bizi oyalıyorlar." diyor.
Birçok alışveriş merkezinde sırada beklediklerini söyleyen Tekbir Giyim'in sahibi Mustafa Karaduman, "AVM'lerde yer almak kârlı değil aslında. Müşterilerin tercihinin cadde mağazalarından yana olmasına rağmen geleceğe yatırım yapmak amacıyla AVM'de bulunmak istiyoruz. Anlaşma yaptığımız AVM'ler var, çalışmalarımız devam ediyor." diyor.
Alışveriş merkezlerine girmekte sıkıntı yaşadığını söyleyen bir diğer firma Setrems. Sahibi Mustafa Çelik, "Kriz dolayısıyla şu an çok fazla hayır diyemiyorlar. Ama zamanında çok yaşadık bu sıkıntıları. Doğrudan almıyoruz demediler ama diğer firmalardan istedikleri kiralardan çok daha fazlasını istediler. Şimdi dört AVM'de mağazamız var. Ankara'daki en büyük alışveriş merkezi olan Antares'teyiz. " diyor. İstanbul'daki Cevahir Alışveriş Merkezi kısa bir süre önce tesettür firmalarına teklif sunmuş fakat boş mağazalar arka taraflarda olduğundan tercih edilmemiş.
***
AVM'lerin yöneticileri ne diyor?
Nurcan Esmer(Profilo): Tesettür firmalarının Profilo AVM'de yer alamayacaklarına dair bir prensip kararımız yok. Başvuruları değerlendirirken ilkemiz, yatırımcının perakende için yeterince güçlü bir mağaza zincirini veya markayı temsil edip etmediği, ticari başarı elde edilip edilemeyeceği kriteridir.
Handan Yelkenci(Olivium): Biz- de Armine'nin standı var. Boş yerimiz olsa teklifleri değerlendiririz ama şu an tamamen doluyuz. Sırada bekleyenler var. Tekbir de bunlardan biri.
Capitol: Böyle bir şey yok. Bize başvuruları olmadı.
İstinye Park: İstinye Park olarak marka karmamız bizim için çok önemli. Ziyaretçilerimizin oluşturduğu talepler doğrultusunda hareket ediyoruz. Bu yüzden gelen teklifleri hiçbir ayrım gözetmeden değerlendirmeye alıyoruz.
Turgut Ertem(Atrium): Bizde öyle bir şey söz konusu olamaz. Çünkü dükkân sahipleri, dükkânlarını kime kiralayacaklarına kendileri karar veriyor. Bir tesettür firmasına kiralamak isterlerse biz karışmayız.
Yavuz Albayrak(Optimum): Biz açılırken herhangi bir tesettür firmasından talep gelmedi. Gelseydi değerlendirirdik. Şu an zaten yerimiz yok. Ama burası bir alışveriş merkezi. Böyle bir ayrım yapmayız.
Tarkan Yurdaay(Capasity): Gelecek günlerde bu tarz ürün gamına sahip bir firmadan mağaza kiralama talebi gelirse diğer tüm kiracı adayları gibi değerlendirme sürecinden geçirilir. Hiçbir şekilde farklı bir prosedür uygulanması söz konusu olamaz.
Kanyon, Carrousel ve Forum İstranbul'dan tüm çabalarımıza rağmen cevap alamadık. ZAMAN

Amerikalı Müslüman kızların stil danışmanı


Amerikalı Müslüman kızların stil danışmanı
Mariam SobhMariam Sobh, genç, güzel ve çok başarılı bir gazeteci. Amerika'da yaşıyor.
Annesi üniversite öğrencisiyken Müslüman olmuş bir Amerikalı. Babası ise Ürdün asıllı. Mariam, Amerika'da yaşayan Müslüman genç kızların örnek aldığı bir isim. Binlerce genç kız onu 'hijabtrendz.com' adresli blog'undan takip ediyor. Sitesinde ve facebook'taki sayfasında Müslüman kadınlara, günlük hayatı kolaylaştıracak pratik bilgiler veriyor. Başörtüsü modelleri, kıyafet önerileri, başarılı Müslüman kadınların hikayeleri... Mariam Sobh'la blogunu, çalışmalarını, başarılarını ve tesettür modasını konuştuk.
Hijabtrendz.com Amerika'da oldukça popüler bir web sitesi. Böyle bir site/blog kurmak nerden aklınıza geldi?
İlk bebeğime hamileyken izne ayrıldım. Evde boş durmak istemedim. Aynı zamanda kıyafet seçimlerinde de çok sıkıntı çekiyordum. Tesettürlü ve hamile bir kadın olarak şık, zarif ve vücut hatlarıma uygun giysiler bulmak büyük sorundu. Mağazalarda gördüğüm kıyafetlerden pek hoşlanmıyordum. Kat kat giyinmek zorunda kalıyordum. Birden aklıma bir fikir geldi. Keşke bir web sitesi olsa da Müslüman hanımlara uygun kıyafetler hangi mağazalarda satılıyor, ne tür indirimler var, haberdar olabilsek diye düşündüm. Sonra bu siteyi kurmaya karar verdim. İlk önce modayla başladı, sonra Müslüman kadınlara yönelik online lifestyle dergisine dönüştü. Sağlık, yemek, güzellik üzerine bilgiler yayınlıyoruz. Hanımların fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blog ortaya çıktı.
Blogunuzda podcast'lar da (hareketli görüntülü video) yer alıyor. Biraz bunlardan bahseder misiniz?
Ben küçüklüğümden beri oyuncu olmak istiyordum. Ufak tefek rollerde oynasam da dinî görüşlerimden dolayı, istediğim tarz rolleri bulmak zor oluyordu. Üniversite eğitimimi speech communication (sözlü iletişim) bölümünde ve mastarımı television journalism (Televizyon Muhabirliği) üzerine yaptığım için bu tecrübemi de değerlendirmek istedim. Hijabtrendz.com'daki podcast'larla kadınlara faydalı bilgiler sunmuş oluyoruz. Değişik giyim tarzları, farklı baş örtme şekilleri, stil danışmanlığı, sağlık, yemek, güzellik ve kültürel konular üzerinde çekimler yapıyoruz. Aynı videolar Youtube'dan da takip edilebiliyor.
'Blog'unuzda başka nelere yer veriyorsunuz?
Röportajlar da yayınlıyoruz. Örneğin profesyonel Müslüman kadınlarla yaptığımız röportajlar veya İslamiyeti kabul eden hanımlarla yaptığımız sohbetler yer alıyor. Bir de tesettürlü Pop Culture Hijabi (Tesettürlü Pop Kültürü) köşemiz var.
Tesettürlü Pop Kültürü ne demek? Ne anlatıyorsunuz?
Pop kültür köşesinde; moda, alışveriş, müzik, sinema ve kitaplarda en son Batı trendlerini, bir tesettürlü kadının bakış açısıyla sunuyoruz. Burada göstermek istediğim şey, Müslüman kadınların da Batılılar'ın yaptığı her şeyi (tabii ki ölçü dahilinde) zevk alarak yapabildikleri. Sitemizi ziyaret edenlerin anlayacakları üzere tesettürlü hanımların başkalarından farkı yok. Onlar da Amerikan hayatında popüler olan kültürel aktiviteleri takip ediyor.
Trendleri takip eden ve web sitenizde stil danışmanlığı yapan bir hanım olarak tesettürlü hanımların kıyafetleriyle ilgili neler düşünüyorsunuz? Amerika da ve diğer ülkelerde tesettürlü hanımların giyim tarzlarını nasıl buluyorsunuz?
Amerika'daki tesettürlü hanımlar gittikçe daha olgun seçimler yapmaya başlıyor. Trendleri takip edip kişiye özel tarzlar ortaya çıkarıyorlar. Diğer ülkeler için de aynı şeyin geçerli olduğunu düşünüyorum. Türk tesettürlü hanımların kıyafetlerini oldukça şık buluyorum. Özellikle başörtülerinin muntazamlığı beni şaşırtıyor.
Çok farklı özellikleri olan bir kişisiniz...Özel ses eğitimi aldığınızdan da bahsetmiştiniz. Şarkı besteliyorsunuz, Examiner gazetesinde Müslüman kadın stil danışmanı olarak yazarlık yapıyorsunuz, Twitter ve Facebookda da ayrı ayrı bloglarınız var. İki çocuk annesi olarak bu kadar çok işi nasıl başarabiliyorsunuz?
Eşimin yardımlarıyla. Eşim beni desteklemeseydi kendi hayallerime ulaşmam mümkün olamazdı.
Genç yasta inanılmaz bir CV'niz var, Obama, George Bush gibi çok önemli politik figürlerle görüşüp Chicago'da çok saygın bir kanalda çalışmışsınız, okurlarımıza biraz da bunlardan bahseder misiniz?
Üniversitede öğrenciyken UI-7 News televizyon kanalında 'anchorwomen' olarak haberleri sunuyordum. Daha sonra master'a başladığımda WILL AM 580 radyo kanalında "All Things Considered" (her konu işlenir) adlı bir programın sunuculuğunu yaptım. Evlendikten sonra Chicago'ya taşınmamızla Chicago Public Radyo'da haberci olarak çalışmaya başladım. Washington'da yaptığım politik röportajlar aynı zamanda National Public Radyo'da da yayınlanıyordu. Sonra bir iş teklifi üzerine Illinois Radyo Network'de politika habercisi olarak göreve başladım. Başkan Obama da Illinois eyaletinden seçimlere katıldığı için onunla birçok kez röportaj yapma şansım oldu. Obama ile yaptığınız röportajınızda tesettürlü bir haberci olarak neler hissettiniz?
(Gülüyor) Tek tesettürlü Müslüman haberci olduğum doğru. Obama'yı çok sıcak, samimi, candan buldum. Politikada aktif olan diğer Amerikalılara nazaran İslamiyeti daha iyi anladığını ve Müslümanları daha iyi tanıdığını düşünüyorum. Bir de yoğun programları olan politikacıların zamanları kısıtlı oluyor, bazen size herhangi bir cevap verip geçiştirmeye çalışabiliyorlar ya da kaba olabiliyorlar. Ama o koşuşturma arasında bile size değer verdiğini ve önemsediğini hissettiriyor.
George Bush nasıldı?
George Bush'la görüşmemiz bir basın konferansında oldu. Daha resmî ve kısa süreliydi. Güvenlik çok fazlaydı. Aylar önceden kimlerin bu görüşmeye katılacakları belirleniyor. Benim ismim de önceden özel olarak seçilmişti. Herkesin istisnasız özgeçmişleri araştırılmıştı.
Yeni projeleriniz var mı?
Şu anda üzerinde çalıştığım birkaç proje var. Yine hijabtrendz.com için özel yayınlarımız olacak. Dünyada tanınan Müslümanlarla röportajlarımız ve modayla ilgili birçok programımız yayınlanacak.
Peki, gelecek için hedefleriniz neler?
Talk show planlarım var. Müslüman kadınlara yönelik, onlara faydalı olabilecek yayınlar yapmak isterim. Aynı zamanda Amerikan medyasına da tesettürlü hanımların eğitimli, zeki, meslek sahibi olduklarını göstermek isterim. elif@kavakcicouture.com ZAMAN

Çantamda bir sen eksiksin

Çantamda bir sen eksiksin
Son zamanlarda gördüğümüz kocaman bavul gibi çantalara ne konulur sorusu aklımızı hep kurcalıyordu.Öyle ya insanın yanında her zaman ihtiyaç duyacağı şeyler sınırlıdır sonuçta. Bir cüzdan, cep telefonu, anahtar, belki bir not defteri ve kalem, hastaysak kâğıt mendil sıklıkla ihtiyaç duyacağımız şeylerin başında geliyor. Önceleri mini mini olan, elde taşınan çantalara bu saydıklarımız rahatlıkla sığıyordu. 'İnsanların yanlarında taşımak istediği çok daha fazla şey olmalı ki şimdiki kocaman çantalar üretildi.' diye düşününce çevremizdekilere ve ünlülere 'Çantanızdan hiç ayıramadığınız neler var?' diye sorduk. 'Neler yokmuş meğer!' Yolda herhangi bir şeye ihtiyacınız olursa yanınızdakinden istemekten sakın çekinmeyin. Bu ihtiyacınız biber, tuz, metre bile olabilir; çünkü taşıyanı yok değil...
Ufak pamukçukları hep yanında: Ünlü gazeteci ve televizyon programcısı Hakkı Devrim'in yanında her zaman leblebi büyüklüğünde pamukçuklar bulunurmuş. Bu pamukçukları, ölmeden önce eşi Gülseren Hanım özenle hazırlar, Devrim'in cebine koyarmış. Sebebi ise Devrim'in sıklıkla burnunun kanamasıymış. Devrim, "Olur olmaz yerde burnum kanıyor. Mesela televizyon programlarına çıktığımda çok sıkıntı yaşıyorum. Eşim ölmeden önce 15-20 tane küçük küçük pamukçuklar yapar cebime koyardı. Burnum kanadığında bunlarla burnumu tıkardım ve kanama dururdu. Şimdi de bu pamukçuklardan yanımda taşıyorum, ama tabii eşimin hazırladığı kadar özenli olmuyor." diyor.
Gitar penasını ihtiyaçtan, el fenerini sevdiğimden taşıyorum: Gizemli olmayı her zaman seven, şarkıları ile de herkesi etkileyen Erhan Güleryüz'ün müziğe olan aşkı öyle büyük ki bir an olsun müzikten mahrum kalmamak için gitar penasını sürekli yanında taşıyor. Güleryüz, "Evimde, stüdyoda ve şirkette gitarlarım var. Pena da çok küçük ve sürekli kaybolan bir şey. Bu nedenle pena aramaktansa yanımda taşımayı tercih ediyorum." diyor. Güleryüz, el fenerlerinin de ilk gördüğü andan beri ilgisini çektiğini söylüyor. Ve çocukluktan kalma bir alışkanlık olarak yanında küçük bir el feneri bulundurduğunu belirtiyor.
50 yıldır yüzüğünü yanından ayırmıyor: Kuşkusuz herkes için evlilik yüzüğünün ayrı bir önemi vardır. Sadri Alışık'ın eşi Çolpan İlhan da Sadri Bey'in 50 yıl önce taktığı yüzüğü parmağından çıkarmıyor ve uğur getirdiğine inanıyor. 19 yıl önce eşini kaybeden İlhan, "Ben uğura çok inanan bir insanım. Bana uğur getirdiğine inandığım şeyleri yanımdan ayırmam, ama bunlar zaman zaman değişir. Çok uzun yıllar önce Sadri Bey'in taktığı evlilik yüzüğümü ise parmağımdan hiç çıkarmam, hep benimledir." diyor.
Yeğenleri 11 yıldır çantasında: Ünlü modacı Cengiz Abazoğlu'nda aile ilişkileri ön plana çıkıyor. Ailesinde ise yeğenlerinin ayrı bir yeri var. 11 yıldır yeğenlerinin resimlerini çantasında taşıdığını söyleyen Abazoğlu, "Yeğenlerim Alp ve Arda'nın fotoğraflarını asla çantamdan çıkarmam. Seyahate gittiğimde bile yanımda olur. 1 aylıkken taşımaya başlamıştım. Şu an 11 yaşına geldiler, her gittiğim yerde benimle beraberler." diyor. Abazoğlu'nun yanında mutlaka defter ve kalem de bulunurmuş. Aklına nerede ne geleceğinin belli olmadığını söyleyen Abazoğlu, bir model düşündüğünde o modeli hemen çizmesi gerektiğini ifade ediyor.
Boş vakitlerinde de ibadet edebilmek için zikirmatikle geziyor: Başörtüsü takabilmek için akademisyenliği bırakan yazar Prof. Dr. Ümit Meriç ise çantasında sürekli zikirmatik taşıdığını belirtiyor. Meriç, "Sıkça yürüyüşe çıkıyorum. Yürürken aynı zamanda Allah'ı zikretmek istiyorum. Çantamda bulunan zikirmatiği yürüyüş ya da yolculuk sırasında kullanıyorum. Böylelikle yürüyüş yaparken aynı zamanda ibadet etmiş oluyorum." diyor.
Pul bibersiz yiyemem de, gezemem de: Gazeteci ve çocuk kitapları yazarı H. Salih Zengin'in çantasında ise her zaman pul biber bulunuyor. Acı yemeyi çok seven Zengin, istisnasız her yemeğe acı katıyor. Zengin, "Yemek yediğim birçok restorandaki acı biberleri beğenmiyorum, çünkü acı olmuyor. Kahramanmaraş'tan el yapımı, en acı biberleri sipariş ediyorum." diyor. Zengin'in acı bibere olan tutkusu işyerindeki arkadaşları tarafından da biliniyor. Arkadaşları da Zengin'in biberlerine alışmış ve birlikte yemeğe gittiklerinde illa ki bu biberlerden istiyorlar. Zengin'in pul biber sevdası yalnızca çantada taşımakla sınırlı da değil. Evinde de en acı biberlerden oluşan bir koleksiyon bulunuyor. Zengin, niçin biber taşıdığı sorusuna "Yılda bir kere bile ihtiyaç duymadıkları halde bazı kadınlar çantasında biber gazı taşıyor yadırganmıyor, ben günde üç öğün yemek yiyorum, bu niye yadırgansın. Bana daha çok lazım. Biber taşımam çok normal." cevabını veriyor. Tatlandırıcılar kurtarıcım: Aile yaşantısına ve sağlığına çok önem verdiğini bildiğimiz Demet Şener'in çantasında da sürekli tatlandırıcı bulunuyor. Şener "Sağlığıma ve kiloma dikkat ettiğim için hiç şeker kullanmıyorum. O yüzden çantamda mutlaka tatlandırıcı taşırım." diyor.
Hijyen olsun da...: Temizliğine çok dikkat ettiğini söyleyen manken Didem Taslan, çocukluğundan beri hijyene dair ne varsa çantasında taşırmış. Şu an domuz gribinden dolayı raflarda bulunamayan antibakteriyel ıslak mendiller uzun yıllardır zaten Taslan'ın çantasındaymış. Taslan "Çantamda sabun, ıslak mendil, peçete, parfüm gibi hijyene dair ne varsa taşırım." diyor. Ayrıca çocukluğunda ıslak mendil olmadığı için zahmetli de olsa kolonya ve peçete ikilisini mutlaka taşıdığını söylüyor. Taslan'ın yanında kolonya ve peçete olmadığı zamanlarda ağladığı bile olmuş.
Limon lifli kepekli bisküvim hep yanımda: Yazar Hilmi Yavuz'un yanından da bisküvi hiç eksik olmuyormuş. Yavuz, "Şeker hastası olduğumdan dolayı sürekli ara öğünler yemem gerekiyor. Bu yüzden Mavi-Yeşil çıktığından beri şekersiz olduğu için limon lifli kepekli bisküvisini hep çantamda taşıyorum." diyor. Yavuz, sık sık bu bisküviden atıştırarak şekerini dengede tutmaya çalışıyor.
Şekerimi ölçmem gerek: Derya Baykal da Hilmi Yavuz gibi şeker hastası olanlardan. Baykal, her zaman yanında atıştırmalık bir şeyler bulundurduğunu ama en önemlisi şeker ölçüm cihazı olmadan asla dışarı çıkmadığını söylüyor. "Sık sık şekerimi ölçmem gerek." diyen Baykal, ilaçlarının ve şeker ölçüm cihazının hayatının bir parçası haline geldiğini dile getiriyor.
Çantasında sıra dışı malzemeler taşıyanlar tabiî ki ünlülerle sınırlı değil. Halk arasında da ilginç şeyleri, ilginç gerekçelerle yanında bulunduranlar var. Hasibe Yılmaz da bunlardan biri. Yılmaz'ın çantasından çengelli iğne hiç eksik olmuyormuş. Sebebini ise şöyle açıklıyor: "3 yıl önce satın aldığım metal düğmeli bir ceket vardı. Metal düğmeleri hangi iple dikerseniz dikin, ipi kesiyor. Bu yüzden düğmelerim sürekli kopuyordu. Kopan yere de çengelli iğne tutturuyordum. Şu an o ceketi kullanmıyorum, ama düğmelerim kopacakmış gibi hissettiğimden her zaman çantamda çengelli iğne bulunduruyorum." Bir diğer kişi Özlem Işık da çantasında metre taşıyor. Işık, ailesine hediye vermeyi çok sevdiğinden, alacağı kıyafetleri önce metre ile ölçüyormuş. Sıklıkla hediye aldığını söyleyen Işık, "Farklı markalardaki kalıplar birbirine uymuyor. Bu yüzden kıyafetleri ölçerek almak, dolayısı ile de metre taşımak benim için bir zorunluluk." diyor. ZAMAN

Modanın yönü Doğu'ya döndü

Modanın yönü Doğu'ya döndü
Moda rüzgârı artık Doğu'dan esiyor. Ortadoğulu ve Uzakdoğlu Müslüman modacılar, kendi inançlarına uygun kıyafetleriyle moda başkentlerini bile etkisi altına aldı.
Bunda sermayenin el değiştirmesinin rolü büyük. Avrupalı tasarımcılar da bu değişime kayıtsız kalamadı ve 'inanç hassasiyetine uygun kıyafetleri' gündemine aldı. Mesela 'Dolca & Gabana' defilesinde podyuma başörtüsünün çıkması boşuna değildi.
Moda dünyaya Avrupa'dan yayılıyordu şimdiye kadar. Hatta moda deyince Avrupa menşeli tasarımcıların tarzı dünya tekstil pazarına hâkimdi. Değişen ekonomik şartlar ile birlikte sermaye de el değiştirince yeni sermaye sahiplerinin taleplerine dikkat edilmeye başlandı. Şimdiye kadar 'geri kalmış ve fakir' olarak görülen Uzakdoğu ve Ortadoğu'nun aslında önemli bir sermaye sahibi olduğu keşfedildi.
Asya kültürünü ve inançlarını yüzyıllardır göz ardı eden modanın, el değiştiren bu sermaye karşısında tepkisiz kalması beklenemezdi... Önceden Avrupalı tasarımcılar Doğu kültüründen esinlendikleri tasarımları kendi yorumları, hayat görüşleri ile birleştiriyor ve binlerce dolara tekrar 'o ülkeler'e pazarlıyordu. Kültürel motifleri kullanarak kendi modasını ortaya çıkaran Malezyalı tasarımcı Tom Abang Saufi gibi daha birçok Uzakdoğulu Müslüman modacı, Avrupa'dan dünyaya yayılan bu stillere 'dur' diyerek inançlarını yansıtan koleksiyonlara imza attılar.
Bazen Malezya'dan esiyor bu rüzgâr, bazen Hindistan'dan, Japonya'dan, Suriye'den, Lübnan'dan... Hollywood yıldızlarını giydiren Lübnanlı modacılar; Elie Saab ve Zuhair Murad'ın koleksiyonları da bu akımın gelişmesinde etkili oldu. Onların ardından Doğu'nun, Anadolu'nun zengin kültür mirasından beslenen, Ortadoğu'nun zarif prenseslerini, şık hanımefendilerini giydiren yeni yerli tasarımcılar ortaya çıktı. Sadece eşarp değil, uzun elbiseler, şık pardösüler, konforu yanında zarif de görünen abiyeler, uzun etekler, yakası dekoltesiz modern gömlekler, tunikler ve daha nice kıyafetler tasarlıyorlar.
Kendi isteklerine uygun şık kıyafet bulamamaktan dolayı yüzlerce dolar verip satın aldığı kıyafetin içine ya da dışına bir şeyler giyip dekoltesini kapatmaya çalışan Müslüman kadınlar, yeni nesil modacılarla çalışmayı tercih ediyor. İnançları paralelinde şık giyinmek isteyen hanımlar, artık dayatılana değil, talep ettiklerine rahatlıkla ulaşıyor.
Avrupa moda anlayışını gözden geçiriyor
Bu akım Avrupalı modacıları da etkiledi ve koleksiyonlarını gözden geçirmelerine neden oldu. Dünyada yeni yükselen değer, inanç hassasiyetine uygun kıyafetler tasarlamak. İnanç hassasiyeti derken, sadece Müslüman kadınlardan bahsetmiyorum. Dindar Musevi ve Hıristiyan kadınların da istekleri göz önünde bulunduruluyor.
Geçtiğimiz sezonda şimdiye kadar boyunlarda aksesuar olarak sunulan eşarplar, artık başörtüsü görevi görüyordu. Dolce and Gabbana, Prada, Channel, Armani gibi birçok modacı koleksiyonlarında 'inanç hassasiyeti olan kıyafetler'e yer vermeye başladı. Yıldırım Mayruk, Cemil İpekçi, Hüseyin Çağlayan gibi Türk modacılarda da bana göre bu yönde bir eğilimi var. Eşarp ile başlayan akım daha dekoltesiz, yırtmaçsız uzun etekli, uzun kollu, bedenin tüm kıvrımlarını ortaya çıkarmayan akıcı stildeki tasarımlar ile devam ediyor. Bu yeni akımın başlaması, tabii ki sadece sermayenin el değiştirmesiyle açıklanamaz... Hayrünnisa Gül, Esma Esad gibi siyaset sahnesindeki portrelerin de etkisi var. Göz önündeki Müslüman kadınların artış göstermesi inanç hassasiyetiyle tasarlanan kıyafetlerin ilgi çekmesinin nedenlerinden biri olarak görülebilir.
Dolayı Müslüman moda tasarımcıları, 'dindar kişiler moda ile ilgilenmemeli' söylemleri arasından sıyrıldı ve ihtiyaç duyulan günlük giysileri algıları doğrultusunda şekillendiriyorlar. İşin ilginç yanı, bu kıyafetleri sadece dini hassasiyeti olan kişilere satılmaması. Avrupalı modacıların şimdiye kadar yaptığı gibi, 'moda' başlığı altında herkese satabiliyorlar...
Moda sadece kısa etek, yakası açık bluz demek değildir. Moda talepler doğrultusunda, giyenin kişiliğine katkıda bulunmayı amaç edinmiş şık görünümdür. Dini inançlarına gör şık giyinmek isteyenlerin talepleri değişiyor, ama her ne olursa olsun bu konudaki sınırlar belli ölçülerin dışına taşmıyor. Zaten moda diye adlandırdığımız unsur eteğin kısalması ya da uzatılması ile alakalı değil ki; stil ile alakalı bir durum... ZAMAN

5 Aralık 2009 Cumartesi

Moda nedir?

Modanın genel tanımı şöyledir:
Her insan yeni bir şeyler arar ya, işte insanın daha güzele ulaşma çabasına moda denmiş...
Tabiki bu anlayışın eksik yönleri çoktur, her insanın kendince söyleyebileceği şeyler de vardır bu konuda.
Mesela bana göre moda :
"insanın hayallerinin peşinde koşması ve gördüğünü aşıp herşeyi kendince görmeye başlaması" diyebilirim.İşte insanın yeni bir şeyler orataya koyma isteği de burada başlıyor.
Yani moda, yine de insanın yeni birşeyler ortaya koyma çabasıdır...

Yakında bu yazıya devam edeceğim...


Dikimlerim

Bir pardesü tasarımı.Farklı olmaya çalışmak güzel...


Çizimlerim






Başlıyoruz...

Bir modacı olarak, günlük hayatın kolaylaşması ve insanların mutlu olması adına, çizimlerimi ve tasarımlarımı bu blogda yayınlayacağım...Sizlerle paylaşmak çok güzel olacak benim için buna eminim.Sizler de benimle birlikte olur ve yorumlarınızla desteklerseniz çok sevinirim...
 
Copyright © 2013 Tesettür Moda
Distributed By Free Premium Themes. Powered byBlogger